Sakız Seyahatim 2017

Herkese Merhaba Dostlar,

Uzun süredir blogda seyahat temalı bir şeyler paylaşmıyordum en son Sırt Çantası Seçme Rehberi ‘ni paylaşmıştım  3 Ekim’de. 2017 geldi ve geçen sene Gürcistan’daki Batum seyahatim gibi bir komşu ziyareti yapmak istedim, ve rotamı Yunanistan’a Sakız Adası (Chios)’a çevirdim.

Ulaşım: İzmir’den daha gün aydınlanmaya başlamadan Çeşme limanına doğru yola koyuldum. Aracı liman yanında müsait bir yere bıraktık. Limana gelmeden hemen önce Ertürk Lines‘dan gidiş&dönüş biletimizi 30 euroya aldım. Aklınızda bulunsun bileti internet üzerinden alırsanız 5 euro daha ucuza temin edebilirsiniz. Ertürk Lines ile birlikte Ege Birliğin de Çeşme’den Sakız’a seferleri bulunmakta. Çeşme’den 09.30’da yola çıkan katamaran yaklaşık 1 saatte adaya varışını yapıyor.

Vize: Yunan adaları için vize durumu maalesef bulunmakta. Ben yeşil pasaport sahibi olmam sebebiyle bundan muaf oldum. Eğer bilgi almak isterseniz Ertürk Lines‘dan bilgi alabilirsiniz.

Konaklama: 1 gecelik bir konaklama yapıp adadan ayrılacağımızdan ada merkezinde bir yerde kalmayı düşündük ve tercihimizi Amalia Hostel’den yana kullandık.  Odalarını yenilediklerini belirten otel sahibi 2 oda 4 kişi için 60 euro gibi bir ücret çıkardı. Merkezi olması sebebiyle gayet uygundu. Odalardan ve yataktan memnun kaldım. 

Ulaşım: Öncelikle adayı 2’ye ayırmak gerek. Sakız ağaçları ile gezilecek yerlerin çoğunlukta olduğu Güney tarafı ve Kuzey tarafı. Adanın bu bölümlerini gezmek için ya bir tura katılacaksınız ya da araba kiralayacaksınız. Biz araba kiralama tercihini kullandık. Araçları kaldığımız yerden kiraladık. Biraz konuşma ile 1.5 günlük 30 euro’ya Fiat Panda kiraladık. Pek konforlu bir araç değildi ama pek gerekte yoktu. Ayağınızı yerden kessin ve adayı gezdirsin yeter. Chios Atlas Tours kartını vermişti. biz ayrılırken. Bilgi almak isterseniz sizde internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Gezilecek Yerler: 

Kaldığımız yere eşyalarımızı bıraktıktan sonra ilk durağımız adanın merkezi, Chios Merkez ‘i geziyoruz. İzmir kordon’dan alıştığımız sahile sıralanmış kafe&restaurantlar sıralanmış, bir çok hediyelik eşya dükkanı sizi burada bekliyor olacak. Şehir merkezinde Sakız Kalesini ve biraz merkezin kuzeyine ilerlediğimizde My Market’in karşısında 3 tane meşhur değirmen ile karşılaşabilirsiniz. Havaalanın yanında bulunan My Market ve Lidl’dan market alışverişlerinizi yapabilirsiniz. Oralarda çeşitli alışveriş dükkanları da bulunmaktadır.

Adanın güney rotasına doğru giderken ilk durağımız Armolia oluyor. Burası aslında alışveriş yapmak için durulması gereken yerlerden biri. Burada sanırsam şuan ismini yazamayacağım çünkü Yunanca klavyeye sahip değilim ancak Gülhan’ın Galaksi Rehberi’nden de görebileceğiniz dükkandan alışverişimizi yaptık. Biz istemeden yaptığı indirim, hediye ve misafirperverliği ile burayı öneririm.

Sonraki durağımız o meşhur evleri ile Pirgi. Evlerin kaplamalarındaki geometrik şekiller şuan Pirgi’yi Sakız adasındaki en popüler ve turistik yeri yapmış. Bu evlerin nasıl yapıldığından da kısaca bahsedeyim, ilk önce siyah çimento ile evler kaplanıyor daha sonra kireç ile üstü kapatılırmış. Daha sonrasında kazıyarak şekiller vermeye başlamışlar. Balkonların altındaki yıldızımsı şey ise onlara şans getirdiğine inanıyorlarmış.

 

Sıra tematik orta çağ yapılaşması olan Mesta‘da. Pirgi’den yaklaşık 18 km uzaklıkta olan bu orta çağ köyü olan Mesta’nın bir kaleye benzemesinin elbette bir zamanı var. Zamanında bilindiği gibi sakız zamanında değerli bir üründü ve bu adaya korsanlar bunu çalmak için dadanıyorlarmış. Bu yapısı sayesinde savunma daha kolay olmaktaymış.

Burada meydanda olan kafelerde yunan kahvenizi yudumlarken günün yorgunluğunu da atabilirsiniz.

 

 

Mesta’dan da yola çıktıktan sonra kendimizi Lithi‘de buluyoruz ve burası bizim ilk günümüzün son noktası oluyor. Akşam yemeğini merkez’de yemek için geri dönerken yolda sakız ağaçlarının yanında durup incelemeyi de es geçmiyoruz.

Bir sonraki gün ana hedefimiz Anavatos oluyor. Burası Sakız için önemli noktalardan biri. Rumların Türklere yaptığı saldırılar ve dini mekanlarına saldırılar ile Sakızlılarında cesaretlenmesi ile çıkan ayaklanmayı bastırmak için Osmanlı burada kıyımlar yapmış. Yaklaşık 100 bin nüfusu olan adada sürgünler ve kıyımlar ile ada nüfusu 2 bine kadar düşmekte.  Osmanlılar ilerledikçe kaçanlar en son kendini Anavatos’da buluyor. Buradan da kaçacak yerleri bulamayanlar  gittiğinizde de görebileceğiniz o uçurumdan kendilerini bırakıyorlar. Aşağıda da görselini bırakmış olurum o uçurumun.

(Bu yapılanların asıl nedeni adada yaşıyan Türk’lere yapılan zulüm ve işkencelerdir. Rumlar ada halkını cesaretlendirmesi ile bunlar artmıştır, Osmanlı bu olaya el atmıştır. )

Biz benzin almayı unuttuğumuzdan Nea Moni Manastırına girmeye yeltenmedik Anavatos’a gidip oraya girmeden geri döndük. Ama siz giderseniz mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. Orada sığınan kadın ve çocuklarında hayatı orada sona ermiştir.

İnsanların korkudan kendilerini attığı uçurum.”

Adanın Güney kısımlarında gezilecek yerler bu şekilde. Kış ayında gidince pek plajlar hakkında deneyimim olmadı. Adanın Kuzey tarafına doğru gidince sizi karşılayacak tek şey kayalıklar. Adanın Kuzey kısmı oldukça rüzgarlı ve kayalıklı. Eğer kısıtlı bir zamanınız varsa zamanınızı burada harcamanızı pek önermem. Biz şöyle görmek için hızlıca gittik, pek bir şey bulamayınca geri döndük.


Akşam yemeği için To Tsikoudo ‘yu öneririm. Yemekler ve balıklar oldukça lezzetli ve fiyatları ülkemize göre gayet uygun.


Belli yerlerden her zamanki gibi bardak koleksiyonuma bardaklar, hediyelik eşyalar ve içkileri aldıktan sonra Türkiye’ye dönme zamanım gelmişti. Komşu ziyaretini yaptıktan sonra ülkeme dönmüş oldum.

Sakız seyahatim genel hatlarıyla bu şekildeydi. Umarım unuttuğum bir şeyler yoktur, olursa eklerim zaten. Aklınıza takılan bir şeyler olursa gerek buradan gerek sosyal medya hesaplarından bana gönül rahatlığı ile mesaj atarak sorularınızı sorabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.