Amsterdam Seyahati 2016

Herkese Merhabalar,

Bugün sizlere özgürlük ve liberalizm denilince akla gelen başkent olan Amsterdam gezimi, orada gezilecek ve yemek yenilecek yerler hakkında bilgiler vereceğim .

İstanbul Atatürk’ten kalkan uçak ile öğlen saatlerinde Amsterdam’a vardım. Oradan hostele gitmek için hemen çıkış kapısının oradaki otobüs duraklarından otobüsüme bindim. Merkeze doğru gitmek için 197 nolu otobüse B9 durağından binmelisiniz. B9’dan bindiğinize dikkat edin ters yöne gitmeyin. Biletleri orada arabadan bozma kulübeden aldım ama bulamazsanız otobüs şoförlerinden de satın alabilirsiniz. Tek yön bileti 5 euroya alabilirsiniz.

20160109_120730-01

Görmeden dönmeyeceğim yerleri hazırladığım listemdeki Vondelpark’da bulunan Stayokay Hostel Amsterdam hostelime ulaştım. Hostele Booking üzerinden çok önceden çok uygun fiyata rezervasyon yaptırmıştım. 5 gece kahvaltı dahil vergilerle 132 Euro gibi bir ücret ödedim. 12 kişilik bir odaydı ama hiç pişman olmadım. Çeşitli milletlerden insanlar ile arkadaşlıklar kurdum.

Kapısı bile olsa mutlaka görülecek dediğim listeye başlayayım.

20160110_163426-01[1]

Vondelpark: Burası Amsterdam’ın göbeğinde çeşitli hayvan ve bitki türlerine tanıklık edebileceğiniz yılda milyonlarca ziyaretçiyi konuk eden inanılmaz bir yer. Park sürekli dolu, her taraf bisikletliler ve spor yapan insanlar ile dolu. Vondelpark’a anlayacağınız gibi ünlü şair Vondel’ın adı verilmiş. Park’ta kendisininde bir anıtı bulunmaktadır.Yazın parkta konserler ve etkinlikler düzenlenmektedir, benim gittiğimde herhangi bir etkinlik olmadı ama o şirin konser alanını da gördüm. Burayı hem tamamen yürümenizi hem de bisiklet ile turlamanızı öneririm.

Dam Meydanı: Amsterdam’ın merkezinde bulunan meydandır kendileri. Dam meydanını oraya gittiğimde şehri öğrenmek için kullandım çünkü 2-3 rastgele sokağa girsem kendimi Dam’da buluyordum. Çevresinde Kraliyet Sarayı, Nievwe Kerk , Ulusal anıt , Madame Tussauds ve bir çok mağaza ve kafe bulunmaktadır. Çevresinde hoş hediyelik eşya dükkanları ilgimi çekti oralara göz atmayı unutmayın.

                               20160107_111308-01[1]

Nievwe Kerk: Dam meydanının çevresinde bulunan Amsterdam’ın ikinci cemaat kilisesidir. Kilise tarihinde çok fazla yıpratıcı olay geçirmiş, bu halini restorasyonlar ile almıştır. Sadece sergiler sırasında açık.

20160107_161241_HDR-01

Begijnhof: 1346 yılında ibadethane olarak inşa edilen bu yerin en önemli özelliği manastır yemini olmadan rahibe olarak yaşayanların bulunduğu ismini hatırlayamadığım bir topluluk için yapılmasıdır. Şuan bu evlerin bazılarında insanlar yaşamaktadır ama bazı koşullar bulunmaktadır bayan öğrenci veya yaşlı kadın olmak gibi. Burada eskiden yaşayan tarikatın son üyesi 1971 yılında bu dünyadan göçmüş, evin yapımı ile ilgili kesin bir tarih yok, tahminler 1500 civarı olarak geçiyormuş. Gittiğimde inanılmaz kalabalıktı şöyle bir turladım oraları. Girişte sessiz olunması gerektiği yazıyor ayrıca fotoğraf çekilmemesi gerektiği yazıyor. Dışarısının yeşilliğini çektim, sıkıntı değildir umarım.

20160107_171020-01

Amsterdam Kraliyet Sarayı: Dam meydanının çevresinde mutlaka göreceğiniz yapıdır kendileri. Maliyeti 8.5 milyon Hollanda Guldenini imiş. Bina oldukça gösterişli. Üstündeki heykeller olsun, üzerinde kullanılan özel taşlar olsun hep özel şeyler. İçeri giriliyor mu bilgim yok, sanmıyorum. Zaten ilk gittiğim gün yılbaşı ağacının indirilmesi sebebi ile etraf barikatlar ile kapalıydı, sonra da bakmadım.

20160115_225146-01

Anne Frank Evi: Küçük bir yahudi kızın ikinci dünya savaşı zamanında Hitler’in yaptığı soykırımdan saklanırken ailesi ile yaşadığı evdir kendisi. Frank ailesi yapılan bir ihbar sonucunda toplama kampına götürülmüştür ve küçük kız orada hayatını kaybetmiştir. Burada, Anne’in olayları anlattığı günlüğünü bulabilirsiniz. Giriş 9 euro, ben gezilerimde müzeleri kolay kolay gezmek isteyen biri değilim hem pahalı olması hem de genelinin bana hitap etmemesi ancak hem günlüğü okumuş hem de filmleri izlemiş biri olarak burası aslında listemin en başındaydı. Kesinlikle öneririm.

20160109_203033-01

Red Light District: Hadi hadi bilmiyorum ayağı yapmayın. İşte o vitrinleri ile meşhur yer Red Light District. Burada çeşitli showlar ve seks işçilerini görebilirsiniz. Vitrinler için fiyat sabit 50 euro, oranın meşhur hiç durmayan showları ise 40 euro civarında. Kadını erkeği her milletten ( özellikle Türkiye’den ) insan ile karşılaşacaksınız. Bu tür bölgelerin diğer ülkelerdeki yerlerden en büyük farkı, oldukça güvenli bir yer olması. Amsterdam’da gezdiğim sürece sivil ve üniformalı olmak üzere en çok polis gördüğüm yer oldu. Sürekli devriye halindeler. Ayrıca çok fazla meşhur sex shop bulunmakta. En çok Türkçe konuşma duyduğum bölge oldu burası, pek de şaşırmadım.

20160108_170504-01

Rijksmuseum: Evet beni sevindiren yerlerden birisi de burası. Yaklaşık 14-20 euro gibi bir ücreti olan bu müze 19 yaşından küçükler için ücretsiz. 18 yaşında olmanın rahatlığı ile hiç planlarımın dahilinde olmadan buraya bedava girmiş oldum. Burada çok sayıda koleksiyon bulunmakta. Ortaçağ, Rönesans ilk katta olmak üzere 3 katlı oldukça büyük ve sanatsal bir müze olmuş. Sanattan pek anlamadığım için bunlar hep sanat diyerek gezdim ama hoş yerdi. I AMSTERDAM kartınız varsa ya da benim gibi bedavaya girecekseniz öneririm.

20160108_172953_HDR-01

Von Gogh Müzesi:                                    I Amsterdam’dan doğru yürürseniz ulaşacağınız meşhur müzedir kendisi. Bana pek hitap etmedi kendisi, şöyle bir baktım 25 euroluk ücreti görünce ”Hadi la ordan” dedirtti. Zaten ilgimi çekmeyen müzeleri pek bir şevk ile gezmeyen ben 75-80 lira vermeyi akıl karı bulmadım.  Etrafı yemyeşil çimlerle çevrili. Tanıştığım arkadaşlar ile genelde buluşma noktamız oldu.

20160110_101647-01

Çiçek Pazarı: Burada zamanında bizim lale soğanlarımızı götürdükleri  ve ürettikleri iddaa edilen lale soğanlarını ve hediyelik eşya dükkanlarını bulabilirsiniz. Bizden alma muhabbetini de kısaltarak anlatayım. Zamanında Hollanda’lı biri Osmanlı’lı bir tüccar ile alışveriş yapmış, Osmanlı’lı tüccar alışverişten çok memnun kalmış ve sattığı ürünlerin arasında lale soğanları koymuş. Arkadaşta ülkesine dönünce soğanları görmüş ve hizmetçisine pişirmesi için vermiş. Aşçıda bir kısmını ekmiş bir kısmını pişirmiş. Ektikleri işte çıkmış, üretmeye başlamışlar olarak anlatılır. Burada 3 paket 10 euro tarzı bundlelar ile çiçek tohumları/soğanları satılmakta.

Coffee Shoplar: Çeşit çeşit coffee shop bulunmakta. İsterseniz orada alıp içebilirsiniz, isterseniz sadece satın alıp çıkabilirsiniz. Fiyatlar hakkında pek bilgim yok. O kokudan artık gına geldi diyebilirim, orada tanıştığım oralı arkadaş ile bu tarz bir mekanda buluşmuştuk. Eğer kullanmıyorsanız bir süre sonra yeter diyebilirsiniz.

                                        20160110_104129_HDR-01

Amsterdam Kanalları: O manzaraları özlüyorum hala. Her kanal ayrı bir güzel. Mutlaka görün diyemeyeceğim çünkü göreceksiniz. Amsterdam’da Venedik’ten daha fazla kanal bulunmakta ve hepsi çok güzel.

                             20160110_101108_HDR-01

Kısa kısa diğerlerinden de bahsedeyim. Madame Tussauds Müzesinde ünlüler ile fotoğraflar çekilebilirsiniz, ben Londra’ya sakladım o zevki. Heineken Experience‘de biranın nasıl yapıldığına dair turlara katılabilirsiniz. Rembrandtplein‘de meşhur asker figürleri ile fotoğraf çektirebilirsiniz, ben neden çektirmedim bilmiyorum. Leidseplein‘de blues çalan mekanlara uğrayabilirsiniz, önerilir, seveni olduğum için hoşuma gitti. Meşhur I AMSTERDAM yazısının önünde fotoğraf çektirebilirsiniz dememe gerek var mı?

                                        20160108_154656-01

Hadi biraz bir şeyler yiyelim dimi?

20160107_155359-01

Hollanda Peynirleri: Çiçek pazarındaki Henri Willig’in şubesini size tavsiye ederim. İçerideki yerel kıyafetli abla bana hepsinin tadını adeta zorla tattırdı. Bunu sevdim bunu alacağım dememe rağmen bekle bunu tat sonra karar ver diyerek tüm lezzetlerin tadına baktırdı. Fiyatlar genel olarak 300 gram 8-9 euro olarak değişmekte. Geri dönüş yolundan birkaç gün önce aldım bozulmadı. Vakumlu paketi açtıktan sonra 4 hafta dayandığını söyledi. Öneririm.

FEBO: Bozuklukları harcama noktam ve insanlı otomatı olan fast food dükkanı. Burada çeşit çeşit burger ve ilk defa gördüğüm tadına baktığım lezzetleri görebileceksiniz. Buranın özelliği otomata bozuklukları atıyorsunuz sonra kapağı açıp alıyorsunuz. Sürekli taze ve sıcak oluyor. Her biri en fazla 30 dakika durduğunu söyledi oralı arkadaşım.

Kroket: Hollanda’nın meşhur yiyeceklerinden biri de kroket. Bunu en iyi yerde Cafe Luxembourg’da öneririm. Hardallı 2 kroket yaklaşık 10 euro falandı. 2 tanesini sossuz 5 euroya bulabilirsiniz ben buranın ne kadar ünlü olduğunu bildiğim için direkt burada yedim.

20160107_162728-01

Patates Kızartması: Evet, benim Amsterdam seyahatinde ben hiç patates kızartması yememişim dedirten yer Vlaams Friethuis’i öneririm. Diğerlerini denemeyin bile derim. Orta boy 2.7 , büyük boy 4.2 euro olan patateslere soğanlı sosu eklemenizi öneririm, o da 90 cent. Hem soslu hem sossuz denemenizi öneririm.

Haring: Böyle mi yazılıyor bilmiyorum ama yemenizi önerdiğim çiğ balık şeysi kendisi. Yanında turşu ve birkaç şeyle servis ediliyor. Sokak yemeği olarak geçer yani ufak Haring kulübelerinden yiyebilirsiniz. Öneririm.

Pancake: Yedim ama meşhur yerinde mi yemedim yoksa çok mu abartılmış bilmiyorum. Tam hayal kırıklığı oldu bana. Annemin yaptığı ile tek farkı servis edilen ufak soslardı. Merak ediyorsanız yiyebilirsiniz, meşhur yerini bilmiyorsanız önermem.

BurgerBar: Fast food olarak saymadığım hamburgerci kendisi. Sadece Amsterdam’da var sanırsam. Köftesini direkt orada yapıyorlar. 200-250 gram olmak üzere 2 boyut var gördüğüm kadarıyla. 200 gram 4.95 euro idi.

Akşam yemeği için bizden farklı çok değişik lezzetlerini görmedim, genel olarak sokak yemeklerinden hoşlandığım için genelde üstte yazdıklarımı yedim. Özellikle FEBO.

20160110_144258-01[1]

Ben yola ne fotoğraf çekmek için ne de müze gezmek için çıkarım. Amsterdam’a 1 hafta ayırdım 2-3 müze haricinde pek müze gezmedim. Çoğu yerde fotoğraf çekilmeyi unuttum, zaten fotojenik bir insan da değilim orası ayrı da. Ben yola kültür tanımak için çıktım. Tüm Amsterdam yolculuğum boyunca ismini yazmayı bırak telaffuz bile edemediğim bir grup Amsterdamlı , 1 Brezilya , 1 Almanya , 1 Şili , 2 Fransız , 2 Uzak Doğulu ile tanıştım. Benim yola çıkmam hep kültür tanımak, yaşantıları izlemek adına oldu bu yüzden yazım belki sizin beklentileriniz altında kalmış olabilir belki de sizde benim gibisiniz çok hoşunuza gitmiştir. Örneğin sadece turistik yerleri gezsem şu şeker şeyi göremeyecektim. Sonuç  olarak yol açık nasıl gezmeyi severseniz sevin yola çıkın gelin.

                20160110_100255-01[1]

Bu arada Amsterdam’ı gezmenin güzel yollarından biri de bisiklet kullanarak gezmek.10-15 euro arasında 24 saatlik bisiklet kiralayabilirsiniz. Bizim hostelde 11 Euro idi. Orada kalacak olursa dışarıda aramasına gerek yok.

Aklıma gelen bir şeyler olursa mutlaka eklerim. Aklınıza takılan bir soru var ise yorumlar üzerinden bana ulaşabilirsiniz. Önerilen yazıyı okumak için buraya tıklayınız.

Görüşmek üzere.

logo2